![]() |
| | #1 (permalink) |
| Moderatör Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 64.568
Teşekkür: 14
138 Mesajına 141 teşekkür edildi.
| KADIN GİTTİ KRİSTAL OLDU, ÖYLE İSTEDİ kendini yürüyorsun uçsuzsun bucaklarında elsa'nın gözleri ileriye geriye hüzünlere sevinçlere nasıl da mavisin öfken bile mavi kendine koyulmuşsun o acı çektikçe tamamlanacak olan serüvene kadın dolu sır hasret rüyaların bile kavga dolu bir kırlangıç bir patika bir yolculuk ayaklarının altında kendini yürüyorsun sonu gelmeyecek sen bir meleksin hakiki düş yağmur hemen önünde bağlar annen gökyüzü eşrafından ay baban atlıkarınca beyi gökyüzünde ezelden beri süvari ellerinden tutuyorsun yunus'un ellerinde tamamlayıp kendini düşüyor o büyük kahkahaya gülüşün yok oluş varış nasıl da çocuksun tenin şeftali kokuyor izmir kokuyor boynun çimen yaprağı daha fısıldanmadı sır söylenmedi aşk tanrılar azıcık ileride kişnemeler seğriyen baldırlar az önce uyandın, bir kıyamet dalları tıklım tıklım hayal/et kuşlar cenin yağmur çocuk kendine yakın kendine uzak orta yerinde asumanın sakız gibi türkü ürperiş saçların rüya anadolu anadolu rüzgâr aranıyorsun kendine dağlara gemilere teslimiyet öyle istedin Uluer Aydoğdu |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Moderatör Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 64.568
Teşekkür: 14
138 Mesajına 141 teşekkür edildi.
| Kalbim, Kiralık Bir Şiir Güzel çamurun türküsü Rimbaud kırlangıçtı kuzgunun içinde ölürken bir sıkımlık macun yoksa karbonat mı kanaviçe işleyen kızlar o gün bugün Habeşistanlı sayılırız hepimiz tanrı bakiyse insan suda naz boyundan postundan utanmadan Fredy Mercury: show must be go on diyor alçalarak floyd’lar ne kadar pembe şimdi İsa geldiğinde dünya olmayacak çıkmıyor üzerimden Rimbaud’un sıçrattğı güzel çamur |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Moderatör Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 64.568
Teşekkür: 14
138 Mesajına 141 teşekkür edildi.
| Ulu’malar Ben çok uzak bir gelecekte oturuyorum, atların yürüyüşünde, ey sevgili ben senin geleceğinde oturuyorum. Bir kuşta, bir gülde, bir akşamda, pervaza dayanmış bir dirseğin burkuluşunda oturuyorum Kaya’da ve su’da. Bir ağacın kabuklarında. Kasıklarımdaki yarılışta. Bir anıdaki kırıklıkta, bir kadındaki kuşkuda oturuyorum. Çok ileride. İlerinin de ilerisinde oturuyorum. Size göre geride. Hemen şuracıktaki gölgede. Kendimde oturuyorum. Az kaldı bir ölümde oturuyorum. Biliyorum ey sorgucular epey gitmek gerek, ötelerde oturuyorum. Öteleri geçer geçmez mutlak sessizlikte oturuyorum. Bir yalnızlıkta, bir dönemeçte. Şu çölü aştık mı görünür bir kuraklıkta oturuyorum. Sola doğru bakın, duydunuz mu şu eski türküyü: Mavi yazma bağlama anam, mavi yazma tez solar, da oturuyorum. Az daha gidin, karşınıza bir güneş çıkacak, da oturuyorum. Hayal edin, neredeyse görünür deniz, de oturuyorum. Susadım, özledim, doğuyorum yeniden. Orda oturuyorum: Ah iç/tenim: Ben her yerde oturuyorum, hiçbir yerde |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Moderatör Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 64.568
Teşekkür: 14
138 Mesajına 141 teşekkür edildi.
| YOLCU geldin senle birlikte dağlar geldi neruda geldi dante her şeyin tanrısı şeytan az ötede wagner bir alçalıp bir yükselip fısıldadı sular varıp anneni emzirdin erciyes'i, tekir yaylası'nı ahh o baygın bakışların muamma dedi içini çekerek borges bir sırrı var her şeyin usulca bir yarıktan taşa girdin tuz olarak uğultu olarak kan kaplana döndü suretin kaplan çölde yürüyen mecnun'a leyla çok uzak bir yıldızdı gerindi sırtını kaşıdı teninde şeytan bir mit sürekli sular seni işaret etti yaprakların nemli saçların dökülmekte yeryüzüne gridir klee gridir bir bir geçtin köyleri kasabaları cinnetleri hüzünleri çocukları akşam üzerlerini suları efsaneleri vardın vardın mı ey seni gidi şüpheci şüpheci şüpheci kanma sakın vardığını söyleyenlere hep yolcusun yol boyunca kazandığın şeyleri hatırla suları atmacaları soğukları mola yerlerinde göz göze geldiğin insanları gözünü ayıramadığın ayrılırken içinin burkulduğu sevgilileri ayaklarını sokup şarkılar söylediğin umudu shakespear'i içinde enva-i çeşit balığın dolaştığı yüreğin gıcır bir misket yuvarlanırken şeyh galip'te yol işte oluşur bir tek yol kalır geriye birkaç kez koklanmış sevgilinin gerdanı hiç giyilmemiş ipek gömlek tazeliğinde slyvia plath kalır bulutlar kalır çardak altları bağbozumlarının o meşhur akşamları bak çekmecelerine eskinin hepsi gerekli yağmurlar yalnızca yağmurdu gökyüzü bildik bir yüz anlıyorsun ki şimdi başka bir şey oldu dünya anladın mı |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| aydogdu, uluer |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |