![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 4.188
Teşekkür: 158
76 Mesajına 82 teşekkür edildi.
| Güzyaşı / gözleriniz dünyadan büyük değildi sadece inanmaya hevesliydi gönlüm / kaç gece kanadı yastıklara kesik kelimelerden kurtaramadığım yüzüm -kime anlatsaydım? sessizliğinde güneş biriktiren menekşelere kıyamadım yalnızlık bir tek insanı tanır rengârenk ıstırap damlatırken uyku kırılmasıdır zaman çözülmeyen bilmece kalmaz hayat zihnimizde parçalanırken en çok sonbahar anladı bizi sevdik seviştik diye hüzünle aşk da biraz gördü içimizi nereye yürüdü o bahçe neye yarar bütün bunlar şimdi yalan olduk en sahisinden eylülü en çok yağmur sevdi |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 4.188
Teşekkür: 158
76 Mesajına 82 teşekkür edildi.
| Düş Karası Yollar / Düş karası yollardasın artık… Yürüyebildiğin kadar… / Sen de anladın, düşsüzlükten ölünmüyor ama hala emin değilsin, kendi türkünü söyleyemediğin yerlerde var mıdır hayat? Hatırlamaya kıyamadığın anlarda çıban, seyretmeye doyamadığın dağlarda zalim bir çoban lekesi var… "Kim yaptı bunu… Neden oldu?" diye binlerce kez inlettin gecelerini… Cevap bulamadın… Bir akşamüstü eve dönerken, yolda karşılaştığın ve yüzüne yokluk nakşeden, kimsesiz bir çocuğun bakışında anladın en çok çaresizliği… Dünyayı değiştirebilen var mı? Sordun…“Bir çorba ısmarlasan bu sokak çocuğuna, bütün açlar doyar mı?” "Doymaz," dedin… Vazgeçtin… Sonucu değiştiremeyeceğini biliyordun… Bilmediğin, o anda binlercesiyle, aynı soruya aynı cevabı verdiğindi… Ve aynı anda binlerce tas çorbanın çöpe döküldüğü idi… Nerde yanlış yaptı dünya? Ne zaman saptın sen bir ezberin yaşandığı sokağa? Yoksa aslında doğduğun sokak mıydı orası? Cevap yok… “Sen” olduğunda sen, bitip tükenmez görünen engeller örüyor zaman… Olmadığında, hep bir delik bırakıyor nefesinin deseninde… Herkes kendini koysaydı ortaya, ne olurdu? Çekseydi “düşünceyi” aradan ve kalakalsaydı kalbiyle orta yerde, nasıl olurdu hayat? Düşünmedin… Acıdan kavrulurken ve yok olmayı isterken de, sana öğretilen acizliğini yaşıyordun… Var olmanı buyurmuştu oysa Tanrı… Sadece bu… Var olmak… Güzleşen gözlerini çevirip gökyüzüne, göçmen kuşlara kızdın, vakti geldiğinde göç edemedin diye… Arılara kızdın, sevdiğin bal dudaklardan vazgeçtin diye… Oysa, kendini yaşıyordu arılar ve kuşlar, sen itelerken varlığını ezberinden… ……………………………………………………………………………… Cuma salâsı veriliyordu memlekette ve bir kadının “dudağı” kanıyordu… Bir kelimelik öpücüğündü tuzu… Esirgedin… Esirgedin çünkü kelimeden öpücük, öpücükten tuz olmazdı… Düş karası yollardasın artık… Yürüyebildiğin kadar… |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 4.188
Teşekkür: 158
76 Mesajına 82 teşekkür edildi.
| Sonsuzluğun Bestesine Kırılmasa düşlerimizle beraber Topladığımız midye kabukları Gece İçimi kavuran besteyi bitirse Ah bir de sen BİRde sen Azıcık uyusan -Adından çok neyi sevdi dilim? Eskimiyor ruhun gördüğü Yıkasa da sağanaklar zamanı Yaşlanmıyor gönlümüz… Bitmiyor hasret Bahar önümüzde eğilirken Alev alan gözlerimiz Fotoğrafları ıslatırken Kül Benim kelimem değil Dumanımıza konan kuşlar İnsaflı değil… Yoklukla çevrilen Varlığın kilidi Açıldı bir kere Gönül kocaman katre Dokunamadığı denizde Takvimlerden çıkarılmalı kasım Merhem bulamayınca yareye Birkaç ölüyle dertleşmek lâzım… Dostların geciken sabahı Bana erken Demem: Neden? Hep İnandığım huzur Öpsün beni Buralardan giderken… / Eleni Karaindrou’dan dinlediğim “eternity” adlı besteye, borcum kalmadı… Beni bu diyarlardan alıp, hüzün gölünde yıkamıştı gecelerce… Eflâtun nilüferlerinde uyumuştum, yorgun…Olur mu, demeyin! Bir beste, kitaplardan çok konuşur bazen… Eflâtun nilüferli gölün şiiri var artık…/ |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 4.188
Teşekkür: 158
76 Mesajına 82 teşekkür edildi.
| Kurak bu renkler bu resme sığmaz dedim babaya insan çocukluğundan sonra yaşamaz aslında sağlamasını yapar hayatın kenar süsü yaptığı defterini arar ısınamaz şu koca dünyada canını yakıp onca anın hayallere soyunmak üşütür sonra en çok sevgiden terlemeli çocukken bu beden bu kabire sığmaz dedim babaya çelikten çomakları kırılmış kalp durur oyun durmaz ölümün canı sıkılır orda kederden kurtulabiliriz belki öksürüğümüze ıhlamur ruhumuza insanlık iyi gelir ama bu huzur bu cana sığmaz dedim babaya elde kalır nisan yağmuru o da sonbaharda yağmaz |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| esra, esra guzelipek, esra guzelipek siirleri, guzelipek, siirleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |