![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Ben bir korsan gemisinde doğup büyüyen Denizciye benzerim, Kalbim kavgalara ve fırtınalara alışık; Tayfalar gibi canım sıkılır karada Bir hasta gibi eririm. O dalgalar ki açık denizlerde Korkunç yolculuklarımda benimle birlikteydi; Her çığlıkta martılar selamlardı beni Günlerce yemsiz kalmış martılar. Ben bir ıssız adaya da benzerim Güneşli kumsallarımda dinlenir kaplumbağalar; En uçarı kuşlar, en güzel çiçekler Ve cins yemişlerim var sizler için. Gene o kavgalı günlerimde olsam Çekse götürse beni bilmediğim yerlere adsız gemiler; Sonra kalbimde fırtına dinse Yaşlanmış bir gemici gibi yaşasam. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Şimdi Çemberlitaş'ta bir ev Miniminnacık öyle durur Penceresinde küçük bir kız Saadeti yüzünden okunur. Ötede kalabalık cadde Durmuş insanlar bakınır Ne derseniz deyin işte Herkesin bir derdi vardır. İnsanı sıkar kalabalık Hele kızların bir tuhaf gülmesi! İçinizde bir şeyler uyanır Gariplik yahut sevgi. Veya Köprü üstünde bir gün Gider dururken yolunuza Hiç görmediğiniz bir taze Girivermiş kolunuza. Diyeceğim bir sıcak kadın Deli divane etmişse yakışanı İyice anlarsınız ondan sonra İstanbul'u, yaşamayı, aşkı. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Geceyi izliyorum ama geçilmiyor yalnızlık; çarşılarda pazarlarda ve ev içlerinde, biliyorum eski aşklar yok artık. Bir ırmak kıyısına düştü yolum bir düşten ötekine giderken; atım ki en eşkiniydi atların ve bir söylencenin bilinmeyeni yolculuk defterimde yazılı, sıla dersen. Şimdi ne diyebilirim, bilmiyorum yaşamak da yoktur zaman yoksa; korkularımı yenip söylemeliyim ki düşlerin sona erdiği gün ölüm de ulaşamaz yokluğa. Senden tek istediğim işte bu, Tanrım! |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Uzak bir yaz sesi Gibi duyulur kokusu Yeni bir günün Deger herkesin saçlarina Yillarin eli o an Sür ey güzel zaman Işitiyorum adimlarini Sessizce atsa da Uzakta su çeken bir kuyudan Ve dag yolunda Çiçek açan Sür ey güzel zaman Bin şeye benzer Alnina düşen perçem Elinin degdigi yerlerde Birden leylaklar açar Yazi andiran Sür ey güzel zaman |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Bir eski zaman söylencesi o, zamansız ve çağdaş yani; Bir ırmak da öyle. Bilmez saatin akışını, bir çocuğun soluğu, bir kuşun çığlığı Artık derinliklerinde kalbimin; onu bir dağ doruğunda bıraktım Ve ben şimdi bir çöldeyim, ölü bir gemi denizde. Onarılmaz. Çevreni yok ya da. Bir ölü artığı. Onu mu demek istiyorum? Hani şu yağmursuz yazları, karsız kışları Hani şu baharsız baharları? Onu mu demek istiyorum? Hani şu bırakılmış, ıssız ev içlerini! Hani şu... Onu mu demek istiyorum? Bir dev çaldı çocukluğumu! Onu mu demek istiyorum? Artık dünya uzak uzak uzak Bir söylence şimdi. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Anımsa güzel ne varsa Karacaların suya indiği saatleri, O gezgin çocuğu anımsa Elinde cırcırböceği. Bembeyaz bulutlara Ata biner gibi binerdi, Acılar içinde de olsa Dizleri kanarken gülerdi. Orada kaldı çoktaaan, orada Günler sildi bütün her şeyi, O çocuk var var varsa da Kim bilir nerde şimdi! |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Bağışla unutmuşsam, unuttum sanma yine de; Yalnız ve kimsesiz bir salkımsöğüt bozkırda ve solgun suları durgun bir deniz gibiyim şimdi; saçlarımı dağıtmakta şafağın tatlı eli. Haydi çöz şu kelepçeyi, bu dağı bilirim ben: Pınarlar akar, sessizce; tanırım bu ormanı, bilirim keçiyollarını her otu, her ağacı, her dereyi; duyulan, kuş sesleridir; bırak da dalıp gideyim sonsuz kıra yaşlı ruhum, gövdemle. Ya da çöz dilimin bağını duysun çağlığımı dünya! |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Bir geleceğin yok senin. Tükettin geleceğini. Bunca yıl, bunca çaba, hiçbir... (Evet, tanrılar da yardım edemez sana, kaldı ki Tanrı neden uzatsın elini?) Hiçbir işe yaramadıysa bunca şiir. Artık sana düşen yalnızca bir boşluk. Bir dal yok tutunacak, ağaçları severdin oysa, sevgi de demek ki... “Ne diyor bu ozan?” deme, boşluğu sen de duyumsa; ki bir gelecek, bir umut, bir istektir ancak seni ayakta tutacak. Ve bir sevgi. Sığmaz yüreğe. Ama içinde o bulunmazsa hiçbir şey bulunmaz aslında... Onu hâlâ çocuk mu sanıyorsun? Bırak dursun ayakları üstünde. Sen nasıl durdunsa öyle. Seni götüren sular onu da taşır bir yerlere nasılsa. Geldiği zaman o gün, selamını ver ve çek git arkana bile bakmadan. Kalsın bu dünya böyle. |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Dün gece seyrim içinde Öldürenler de ölür Şu dünyada kötülüklerden gayrı Ne kalır Böyle demiş ozanlar Öldürenler de ölür Kurtlar kuşlar düşman değil insana Arılardan dost olur Sokak başları tutulmuş Öldürenler de ölür Ankara'nın ortasında Bu ne martin sesidir Kar yağar kan üstüne Öldürenler de ölür Gencecik gider canlar Ahları yerde mi kalır |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Üye Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 15.220
Teşekkür: 36
93 Mesajına 98 teşekkür edildi.
| Koşarken aşağılara mavi dalgalanır su ki orman denizidir Bolu Dağı'nda çam kokulu: Bir ağaç dibinden bir dereden bir çaydan akar kavlince. Akar kavlince ince oluklardan, sızar otlar arasından ya da. Kaldırır yüzünü güneşe bir kuş, bir geyik içerken su: Bir gölgelikte bir kuytuda. Neden görmez şu ağaç yıkılmıştır, şu dal kırılmıştır, şu çalı yanmış. Dolanır gelir yukarılardan su, sormaz hiç: Kim kesmiş kim yakmış? Akar, akar gider dağlardan, aşağılara. |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| agit, akisi, ali, ani, anida, arkadas, asktir, atlar, baba, babadat, behcet'e, bir, cember, cesmenin, cobanil, dag, denizi, geceye, gemici, geride, gibi, goge, gun, istanbul, kalan, karanlik, kistan, koyu, masali, oldurenler, olur, onbilmek, puskulluoglu, siir, siiri, siirleri, sis, sonra, sorular, tanrisina, uyanik, uykuda, uzun, vulcanus, yakaris, yaslanmis, yeni, yildizlara, yolum, yurdu, yurtsama, zamansiz |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |