Bestoffrm|Ask Flashlari| Resimli Siirler|Yazili Sorulari|Büyüler|Performans,Proje Konulari|Sifali Bitkiler|Definecilik
 
"Hayat bir öyküye benzer, önemli olan yanı eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır. Seneca"
Geri git   Bestoffrm|Ask Flashlari| Resimli Siirler|Yazili Sorulari|Büyüler|Performans,Proje Konulari|Sifali Bitkiler|Definecilik >
»»-(¯`v´¯)-» Kültür ve Eğitim »»-(¯`v´¯)-» > İlkokul,Ortaokul Test , Yazılı , Performans ve Proje Konular > İlkokul,Ortaokul Yazılı Soruları > 6/sınıf
Connect with Facebook

Cevapla
 
LinkBack (1) Seçenekler Stil
Alt 08-11-2008, 04:37 PM   1 links from elsewhere to this Post. Click to view. #1 (permalink)
Üye
 
sAnSaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 12.461
Teşekkür: 34
304 Mesajına 873 teşekkür edildi.
Standart 6. Sınıf Çalışma Kağıdı (4 Farklı Konu)

Yapısına Göre İsimler
Cümlenin Ögeleri
Ses Bilgisi
İsimler ve Çeşitleri
Tamlamalar

http://rapidshare.com/files/82030741...Tamlamala.html
sAnSaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
sAnSaR Nickli kullanıcımıza teşekkür eden üyelerimiz:
lcheap (10-12-2013)
Alt 04-09-2010, 09:17 PM   #2 (permalink)
Üye
 
Fikret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 11
Teşekkür: 0
4 Mesajına 4 teşekkür edildi.
Standart

Ses Bilgisi

ÜNLÜ DARALMASI
Sözcüklerin sonlarında bulunan geniş ünlüler (a, e) özellikle “-yor” ekinin darlaştırıcı özelliğinden dolayı daralarak, ı, i, u, ü dar ünlülerine dönüşür. Buna ünlü daralması denir.
bekl-e-yor > bekl-i-yor
kalm-a-yor > kalm-ı-yor
özl-e-yor > özl-ü-yor
soll-a-yor > soll-u-yor

örneklerinde bu daralma görülmektedir. “-yor” ekin den başka bir ekin ya da sesin darlaştırma özelliği yoktur. Ancak tek heceli olan “de- , ye-” fiilleri, kendinden sonra gelen “y” sesinden dolayı darlaşabilir.
de - yor > di - yor
de - yerek > di - yerek
de - yen > di - yen

Ancak bazen darlaşma olmayabilir.
de - y - ince > de - y - ince

KAYNAŞTIRMA HARFLERİ (KORUYUCU ÜNSÜZLER)
Türkçe kurallara göre bir sözcükte iki ünlü yan yana gelmez. Araya kaynaştırma harfi girer. Türkçe’de dört tane kaynaştırma harfi vardır: ş, s, n, y. Bunların her birinin özel kullanım yerleri vardır.
ş kaynaştırma harfi:
* Üleştirme sayı sıfatlarında kullanılır.
Örnek: İki-ş-er, altı-ş-ar, yedi-ş-er

s kaynaştırma harfi:
* Üçüncü tekil şahıs iyelik ekinden önce kullanılır. Daha çok isim tamlamalarında tamlanan görevindeki sözcükte görülür.
Örnek: Çocuğun oda-s-ı, Balığın koku-s-u

Not: Ancak “su” ve “ne” kelimeleri bu kurala uymaz.
Örnek: Yemeğin su-y-u yok. , Çocuğun ne-y-i kaybolmuş. örneklerinde olduğu gibi…

n kaynaştırma harfi:
* Zamirlerden sonra ek geldiğinde kullanılır.
Örnek: O-n-a haber verin. , Bu-n-u biliyoruz.

* İyelik eklerinden sonra hal eki gelirse kullanılır.
Örnek: Çocuğun kitabı-n-ı almışlar. , Fakirin evi-n-i yıkmışlar.

* İlgi eklerinden önce kullanılır.
Örnek:
Soba-n-ın kapağı düşmüş. , Sene-n-in sonu geldi. , Kasaba-n-ın sıcağı çok bunaltıcı.

y kaynaştırma harfi: Yukarıdaki kuralların dışında olan her yerde “y” kaynaştırma harfi kullanılır.
Örnek: Oda-y-a girdim. , Üşü-y-erek uyandım. , Ağla-y-anı tanıyorum.

Not: Kaynaştırma harfleri aslında iki ünlü arasında kullanılır. Ancak bazen iki ünlü arasına gelmediği halde de kullanıldığı olur. Özellikle “ile, idi, imiş, ise” gibi sözcükler ünlüyle biten bir sözcüğe eklendiğinde baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir.
Örnek: silgi > silgiyle, soba > sobayla, hasta > hastaydı, kısa > kısaymış, bitti > bittiyse

Örneklerinde görüldüğü gibi “y” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında değildir. Bu durum “n” kaynaştırma harfinde de görülebilir. Zamirlerden sonra hal eki geldiğinde gerekmese de bu harf bulunur.
Örneğin; “Ondan bunu hiç beklemezdim.” cümlesinde altı çizili sözcükte “n” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında değildir.

ULAMA
Sessizle biten sözcükten sonra sesliyle başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük birbirine bağlanarak okunur. Buna ulama denir.
Örnek: Bakkaldan ekmek aldım. cümlesinde iki yerde ulama yapılmıştır. Sözcükler arasında herhangi bir noktalama işareti varsa ulama yapılmaz.

SES DÜŞMESİ
Sözcüğün aslında bulunduğu halde, ek geldiğinde bazı sesler düşebilir. Bu düşme hem ünlülerde hem ünsüzlerde görülür.

Ünlü Düşmesi
Sözcüğün aslında bulunan bir ünlünün düşmesidir.
Örnek:
“Yapraklar daha şimdiden sarardı.” cümlesinde sözcüğün aslı “sarı”dır; “-ar-” eki geldiğinde sözcüğün sonundaki “ı” düşmüştür.

Ünlü düşmesinin en yaygın kullanımı ise “Hece düşmesi” adıyla anılan kuraldır. Buna göre, sözcüğün son hecesinde bulunan dar ünlüler, ünlüyle başlayan bir ek sözcüğe eklendiğinde düşer. Bu özellik bazı organ isimlerinde, Arapçadan dilimize geçen bazı sözcüklerde, bazı Türkçe fiillerde görülür.
sabır - ı > sabrı
akıl - ı > aklı
burun - u > burnu
gönül - üm > gönlüm

Örneğin; “Kahvaltıya hazırlanın.” cümlesinde altı çizili söz “kahve altı” sözlerinin birleşmesinden oluşmuş, bu sırada “kahve” sözündeki “e” düşmüştür.

Ünsüz Düşmesi
Sözcüğün aslında bulunan ünsüzün, ek geldiğinde düşmesidir.
küçük - cük > küçücük
büyük - cek > büyücek örneklerinde sözcüklerin sonlarında bulunan “k” ünsüzlerinin düştüğü görülüyor.



SES TÜREMESİ Sözcüğün aslında olmadığı halde, ek geldiğinde ortaya çıkan seslerdir.
genç - cik > gencecik
bir - cik > biricik
az - cık > azıcık

örneklerinde ünlü türemesi görülmektedir. Buna benzer bazı sözcükler de vardır. Bunlar “öpücük, gülücük” gibi fiilden türeyen sözcüklerdir. Ancak “-cik”” eki isim soylu sözcüklerden yeni sözcükler türetebilir. Fiilden türeyen bu sözcüklerin “öpüşcük, gülüş - cük” gibi sözcüklerden “ş” sesinin düşmesiyle oluştuğunu söylemek daha mantıklı olacaktır. Dolayısıyla bir ünlü türemesinin olduğunu söylemek bu sözcükler için pek doğru olmaz.
Not: Bazen sözcüklerde ünsüz de türeyebilir. Arapçadan dilimize geçen his, af, zan gibi sözcükler ek ya da yardımcı fiil aldıklarında, sonlarındaki sessizler çiftleşir.

his - etmek > hissetmek
af - etmek > affetmek
zan - etmek > zannetmek

örneklerinde bu görülüyor. Burada aslında bir ses türemesinden çok sözcüğün Arapçadaki aslında bulunan şeklinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Ancak sözcükler Türkçe kurallara göre incelendiğinden, bu, türeme olarak alınagelmiştir.
Büyük ve Küçük Ünlü Uyumları
Her dilde olduğu gibi, dilimizde de sesler ünlü ve ünsüz olmak üzere iki grupta incelenir. Bir sözcükte ünlüler arasında olduğu gibi ünsüzler arasında da bazı özellikler, hatta ünlülerle ünsüzler arasında bazı özellikler vardır. Bunları belli başlıklar altında inceleyelim.

BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU
Türkçe’de sekiz ünlü vardır. Bunlardan a, ı, o, u kalın, e, i, ö, ü incedir. Bir sözcükte kalın ünlülerden sonra kalın, ince ünlülerden sonra ince ünlülerin gelmesi kuralına büyük ünlü uyumu denir.
Örneğin; “öğretmen” sözcüğü, bütün ünlüleri ince olduğu için kurala uyar, “asker” sözcüğü “a” kalın “e” ince ünlü olduğundan kurala uymaz. Üniversite sınavlarında bununla ilgili bir soru bugüne dek sorulmamıştır.

KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU
Bir sözcükte düz ünlüden sonra düz, yuvarlak ünlüden sonra düz - geniş veya dar - yuvarlak ünlülerin gelmesi kuralıdır. Özetle bu kurala göre;
a, ı, e, i ünlüleri birbirinden sonra gelebilir.
o, ö, u, ü ünlülerinden sonra ise u, ü, a, e gelebilir.
Bundan da soru çıkmadığından üzerinde fazla durmuyoruz.

ÜNSÜZ BENZEŞMESİ
Dilimizde ünsüzler sert ve yumuşak olmak üzere iki gruba ayrılır. Sert ünlüler “ç, f, t, h, s, k, p, ş” ünsüzleridir. Bunun dışında kalanlar ise yumuşak ünsüzlerdir.
Bir sözcük sert bir ünsüzle bitiyor ve o sözcüğe ünsüzle başlayan bir ek geliyorsa, ekin başındaki ünsüz sertleşir. Buna ünsüz benzeşmesi denir. Elbette bu benzeşme sert ve yumuşak şekli olan seslerde söz konusudur. Bu özelliği dört seste görüyoruz;
p - b, ç - c , t - d, ğ - g
Şimdi bu kuralı örneklendirelim:
“Kitap” sözcüğünün sonundaki “p” sesi serttir. Bu sözcüğe biz “-de” hal ekini getirirsek “kitapda” sözü oluşur. Bu durumda ekin başındaki “d” sesi yumuşak olduğundan sözcükte ünsüz benzeşmesine aykırı bir durum görülür. Kurala uyulması için, “d” sesi sertleşmelidir. Bunun serti ise, yukarıda göstermiştik, “t” dir. Dolayısıyla sözcük, “kitapta” olacaktır.

okul-dan > okuldan
av-cı > avcı
ağaç-dan > ağaçtan
ocak-cı > ocakçı

Yukarıdaki sözcüklerde eklerin sözcüğe nasıl uyduğu görülüyor. Birinci gruptaki sözcüklerde ek, yumuşak ünsüzle biten sözcüklere geldiğinde değişmemiş, ancak ikinci gruptaki sert ünsüzlere geldiği zaman sertleşmiştir. Bu durum sadece çekim eklerinde değil yapım eklerinde de geçerlidir. Ekler sayılara geldiğinde de aynı durum geçerlidir. Sayının sesleri nasılsa ek de öyle olmalıdır.
Örnek: 11′de, 8′den, 5′te, 3′ten
Özel isimlerde de aynı kural geçerlidir.
Örnek: Samsun’dan, Emin’de, Sinop’tan, Yunus’ta
ÜNSÜZ YUMUŞAMASI
İki ünlü arasında kalan sert ünsüzler yumuşar. Buna “ünsüz değişimi” denir. Elbette bu özellik, ancak yukarıda da söylediğimiz sert ve yumuşak şekli bulunan seslerde geçerlidir. Bunlar p, ç, t, k sert sessizleridir. Örneğin; “ağaç” sözcüğüne -i hal ekini getirsek, sözcüğün sonundaki “ç” sert sessizi yumuşayarak “c” olur; yani “ağacı” şeklinde yazılır.
Örnek: dolap - a > dolaba, çekiç - e > çekice, kanat - ı > kanadı, yemek - e > yemeğe
Yukarıdaki örneklerde sert sessizlerin yumuşadığı görülüyor. Ancak bu kural her sözcükte geçerli değil.
Örneğin; “Davranışları, doğruluğunun kanıtıdır.” cümlesinde altı çizili sözdeki “t” sert ünsüzü iki ünlü arasında kaldığı halde yumuşamamıştır.
Hangi sözcükte bu yumuşamanın olacağı hangisinde olmayacağı, belli bir kurala bağlanamaz. Hatta tek heceli sözcüklerin çoğunda olmazken, bazılarında olabilir. Bunu sözcüğün günlük kullanımlarını dikkate alarak anlayabilirsiniz.
Örnek: tek - i > teki, çok - u > çoğu görüldüğü gibi birincide değişim olmadığı halde ikincide olmuştur.

Dilimize Arapçadan geçen ve son hecesindeki ünlünün uzun okunduğu kelimelerde ünsüz değişimi yapılmaz.
Örnek:
“Sınavda hukuku seçecekmiş.” cümlesindeki altı çizili söz buna örnektir.

Bazı sözcüklerde ise ses iki ünlü arasında kalmamasına rağmen yumuşar.
Örnek: kalp - i > kalbi, art - ı > ardı, renk - i > rengi, harç - ı > harcı

Görüldüğü gibi iki ünlü arasında kalmadığı halde “p, ç, t, k” sert ünsüzleri yumuşamıştır. Bazı sözcüklerde ise bu seslerin yumuşamadığı görülür.
Örneğin; “Sonunda işler sarpa sardı.” cümlesinde altı çizili sözcükte yumuşama olmamıştır.
Örneğin; “Zonguldak’a yerleştiklerini duydum.” cümlesinde altı çizili sözdeki “k” sert sessizi yumuşamamış ancak biz onu okurken “Zonguldağa” diye okumalıyız.
Fikret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Fikret Nickli kullanıcımıza teşekkür eden üyelerimiz:
dgesun (10-13-2013)
Alt 04-09-2010, 09:19 PM   #3 (permalink)
Üye
 
Fikret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 11
Teşekkür: 0
4 Mesajına 4 teşekkür edildi.
Standart

CÜMLENİN ÖĞELERİ

Temel Öğeler: Yüklem, Özne
Yardımcı Öğeler: Nesne, Dolaylı Tümleç, Zarf Tümleci, (Edat Tümleci)

Not: Tam bir cümle kurulabilmesi için sadece “yüklem” kullanılması yeterlidir. Çünkü, “yüklem”, “özne”yi de kendi içinde barındırır.

Gel. (Sen: Gizli Özne) (Yüklem emir kipinde ve 2. tekil şahsı içeriyor.)

Not: Yüklem olmadan (eksiltili cümle hariç) cümle kurulamaz.

Not: Cümlenin öğeleri bulunurken, Yüklem > Özne > Nesne sırası takip edilmelidir.
Eğer bu yapılmazsa, özne ve nesne karıştırılabilir.

Not: Bir cümlede aynı öğeden birkaç tane bulunabilir.




YÜKLEM
*Cümlede yargıyı ortaya koyan temel öğedir.
*Yüklem, fiil, fiilimsi yada isimden (İsim soylu sözcükten) oluşabilir.
Filimsi veya İsim yüklem olacağı zaman ek-fiil eki alır. (İstisna olarak bu ekin düştüğü görülür.)

Çiçekler kadar güzelsin. (Ek-fiil almış isim soylu sözcük)
Çiçeklerin en güzelini koparmış. (Fiil)
Mutlu olan, çiçekleri dalında görendir. (Fiilimsi)

*Yüklem, birden fazla sözcükle de oluşabilir.
Çatışmada vurulan, Miroğlu'nun adamıymış. (İsim tamlaması)
Bu alet, teknolojinin son harikasıdır. (İsim tamlaması)
O günler güzel günlerdi. (Sıfat tamlaması)
İki katlı, pembe panjurlu, şirin bir evdi. (Sıfat tamlaması)
Yoksullara sürekli yardım ederdi. (Bileşik fiil)
Düştüğü yerden zorla çıkarabildim. (Bileşik fiil)
Dışarıdan gelen koku, burnumun direğini kırdı. (Deyim)
Onu bir yerden gözüm ısırıyor. (Deyim)
Arabanın kaportası, temiz gibi. (Edat grubu)
Sanat eseri oluşturmak hiç kolay değil. (Edat grubu)

Not: Yüklemle ilgili örneklerde de görüldüğü gibi “sıfat tamlamaları, isim tamlamaları, edat grupları, bileşik fiiller ve deyimler” sözcüklerine ayrılmadan tek bir öğe içinde yer alır.

Not: Birden fazla cümle tek yüklemle kurulabilir.
Odunları keserle, kömürleri baltayla kırdı.

Not: Bazı istisna cümlelerde yüklem yer almaz. Bunlar eksiltili cümlelerdir.
Karşı dağdan bir ıhlamur kokusu…

*** “Yüklem, yok.” Cümlesinin yüklemi var mıdır?
Vardır. Yüklem “yok” kelimesidir.
Öznesi, “yüklem” kelimesidir.




ÖZNE
*Fiil cümlelerinde “işi yapan”, isim cümlelerinde ise “olan” durumundaki öğedir.
*Özne hal eki almaz.
*Özne, cümlede yer almayıp, yüklemden çıkarılabilir. Bu tür öznelere “gizli özne” denir.

*Özneyi bulmak için;
-fiil cümlelerinde “kim?, ne?”,
-isim cümlelerinde “olan kim?, olan ne?” soruları sorulur.

Havada bulut yok. (yok:yüklem, yok olan ne? : bulut=Özne)
Ali, bize geldi. (Geldi: yüklem, gelen kim? : Ali=Özne)
Top, yuvarlaktır.
(O) Bize geldi. (O: Gizli özne)
Duman, tüm mahalleyi sarmıştı.
Arabanın sahibi, öldü. (Özne, isim tamlamasından oluşmuş.)
Gizli özne bu cümlede yok. (Özne, sıfat tamlamasından oluşmuş.)
Ben, sana demedim mi? (Özne, zamirden oluşmuş.)
Gelen, gideni aratır. (Özne, fiilimsiden oluşmuş.)
Dünden beri görüşemediğim öğrencim, yanıma geldi. (Özne, sözcük grubundan oluşmuş.)

Bu cümlede yok, öznedir.


Özne Çeşitleri
1- Gerçek Özne:Yüklemin bildirdiği eylemi gerçekten yapan öğedir. Cümlede gizli özne olarak yer alabilir.
Polis, çatışmada üç hırsızı vurdu. (Gerçek Özne)
Çocuklar, sofrayı serdi. (Gerçek Özne)

2- Sözde Özne: Yüklemin bildirdiği eylemi yapmayan, fakat, yapıyormuş gibi görünen öznelerdir.
Polis, çatışmada vuruldu. (Polis, işi yapan değil, işten etkilenendir. Ama, “kim vuruldu?” sorusuna cevap verdiği için özne olarak alınır.)
Sofra, serildi. (Sofra, kendi kendine serilmez. Başkaları tarafından serilmiştir. Bu yüzden sözde öznedir.)

Bir saat içinde yazıldı. (“O”, gizli sözde özne)

Not: Bazı cümlelerde özne belirsizdir.
Kırmızı ışıkta geçilmez.

Not: İki cümle tek özneyle kurulabilir.
Sağır duymaz, uydurur.

Not: Bir cümlede birden fazla özne bulunabilir.
Veli, kardeşim ve ben yarın sinemaya gideceğiz.



NESNE
*Cümlede yüklemin bildirdiği yargıdan etkilenen öğedir. (Öznenin yaptığı işten etkilenen öğedir.)
*Ad cümlelerinde genelde nesne bulunmaz.
*Nesne, belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayrılır.
a)Belirtisiz Nesne:
*İsim hal eki almaz.
* “Ne?” sorusuna cevap verir.
*İşten etkilenen durumundadır.

(Ben) Akşam yatmadan önce kitap okudum. (Kitap:Belirtisiz Nesne)
Gizli özne

(Ben) İyileşmek için ilaç kullanıyorum. (İlaç: Belirtisiz Nesne)
Gizli özne

(O) Son yazılıdan beş almış. (Beş: Belirtisiz Nesne)
Gizli özne

Not: Özne ve belirtisiz nesne sorusu olarak “Ne?” yi kullandığımıza dikkat etmeliyiz. Bunları karıştırmamak için cümlede, önce özne, sonra nesne bulunmalıdır.

Hız, ölüm getirir. (İşi yapan durumundaki “Hız” öznedir. “Ölüm” belirtisiz nesnedir.)
Fare, fındık yer. (İşi yapan durumundaki “Fare” öznedir. “Fındık” belirtisiz nesnedir.)


b)Belirtili Nesne:
*İsmin –i hal ekini alır.
* “Neyi?, Kimi?” sorularına cevap verir.
*İşten etkilenen durumundadır.

Köyden aldığı yoğurdu, şehir pazarında sattı. (Sattı: Yüklem)
Benidaha iyi tanıyacaksınız. (Tanıyacaksınız: Yüklem)
Ayağını yorganına göre uzat. (Uzat: Yüklem)
Ahmet'i o günden sonra görmedim. (Görmedim: Yüklem)

Not: Özne ile nesneyi karıştırmamak gerekir.
Top oynarken ayağı incinmiş. (İncinen ne? Ayağı:Özne)
Babası bize uğrayacakmış. (Uğrayacak olan kim? Babası:Özne)



DOLAYLI TÜMLEÇ
*Cümlede –e, -de, -den, hal eklerini alarak, “neye?, neyde?, neyden?, nereye?, nerede?, nereden?, kime?, kimde?, kimden?” sorularına cevap veren öğelerdir.

Yanına sessizce yaklaştı. (Nereye yaklaştı?)
Yan cebine kalemlerini koydu. (Nereye koydu?)
Elçiler saraya yeni giriyordu. (Nereye giriyordu?)
Taştan su çıkarıyordu. (Neyden çıkarıyordu?)
Yurduma alçakları uğratma sakın! (Nereye uğratma?)
Soranlara selam olsun! (Kime selam olsun?)
Aldıklarını arabanın bagajında unutmuş. (Nerede unutmuş?)

Not: Her “-e, -de, -den” ekini alan sözcük dolaylı tümleç olmayabilir.
Güzelliğinden, parmaklarını yersin. (Niçin? Güzelliğinden:zarf tümleci)
Akşama, yemeğe gideceğiz. (Ne zaman? Akşama:zarf tümleci) (Yemeğe:Dolaylı Tümleç)




ZARF TÜMLECİ
*Yüklemin durumunu, zamanını, miktarını, yönünü, koşulunu vb. bildiren öğelerdir.
* “Ne zaman?, Nasıl?, Nere(ye)?, Ne kadar?” sorularına cevap verirler.

Akşam olmadan oraya varmalıyız.
Zarf Tümleci……...D.T……..Yüklem

Başından geçenleri ağlaya ağlaya anlatıyordu.
Belirtili Nesne……………….Z.T………………Yüklem

Misafirler yukarı çıktı.
Özne………….Z.T…..…Y.

Bu koşuya çok çalıştık.
Dolaylı T……Z.T…..Y.

Büyüklerinle nasıl konuşuyorsun?
……..?............Z.T……………..Y.

Siparişlerim ne zaman gelecek?
Özne……………….Z.T……………Y.

Not: “Nereye?” sorusunun cevabı olan sözcük “-e” hal ekini alırsa, “Dolaylı Tümleç” olur.
Misafirler yukarıya çıktı.
Özne…………..D.T………Y.

Az önce içeriye girdi.
Zarf T……..D.T……..Y.


EDAT TÜMLECİ
* “ile, için vb. edatlarla kurulan “ne ile?, kiminle?, niçin?” sorularına cevap verebilen edat gruplarına edat tümleci denir.

*Bazı kaynaklarda, edat tümleci diye bir tümleç olmadığı, bunların zarf tümleci olarak alınması gerektiği bildirilmiştir.

Topu göğsüyle yumuşattı.
Nesne…Edat T………..Y.

Biyoloji sınavına abisiyle çalıştı.
Dolaylı Tümleç……….E.T………Y.

Ona göre doğru değildi.
Edat T………………Y.

Yarışmak için tüm şartlar hazırdı.
Edat T………………….Özne………….Y


Sabaha kadar uyuyamadım.
Zarf T………….…………..Y.
(Burada kadar edatı kullanılmasına rağmen, zaman ifade ettiği için “Sabaha kadar”:Zarf Tümlecidir. Deniliyor)

At gibi kişniyor. (At gibi: Nasıl? sorusunun cevabıdır.)
Zarf T……..Y.

Not: Cümlede hiçbir öğe olmayan sözcükler de yer alabilir.
Gençler, sizi her zaman bağrımıza basıyoruz.
Fikret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Fikret Nickli kullanıcımıza teşekkür eden üyelerimiz:
dgesun (10-13-2013)
Alt 04-09-2010, 09:21 PM   #4 (permalink)
Üye
 
Fikret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 11
Teşekkür: 0
4 Mesajına 4 teşekkür edildi.
Standart

SES BİLGİSİ
Osmanlı Türkçesi: savtiyyât, Almanca: Phonetik, Lautlehre , Fransızca: phonétique, İngilizce: phonetics
1. Ses Bilgisinin Tanımı
Ses bilgisi, dilin seslerinin oluşumunu, boğumlanmalarını, sınıflandırılmasını, kelimelerdeki sıralanışlarını, ses değişimlerini, hece yapısını ve tonlamayı inceleyen bilgi dalıdır. Konuşma seslerinin nasıl üretildiğini inceleyen Söyleyiş Ses Bilgisi, seslerin insan beyninde nasıl algılandığını inceleyen Dinleyiş Ses Bilgisi ve sesin havadaki durumunu inceleyen Akustik Ses Bilgisi olarak üçe ayrılır.
2. Söyleyiş Ses Bilgisi
İnsanların nasıl konuşma sesi ürettikleriyle ilgili ses bilgisinin alt araştırma alanıdır. Bu bağlamda araştırmacılar konuşma organları üzerine yoğunlaşırlar (Şekil 1). Ancak organların temel işlevinin ses üretme olmadığından hareketle kimi bilim adamları, dilin doğuştan gelmediği yönünde görüş bildirmişlerdir. Akciğerler soluk alıp verme, dil tat alma, dişler çiğneme, kesme gibi işlevlere sahiptirler. Bu görüşü destekleyenlere göre, dil insanın evrim sürecinin bir parçasıdır.
Dilbilimciler konuşma organlarını ikincil işlevine göre bir bütün halinde incelemektedirler. İnsanların tümünde bu organlar, fiziksel kusurlar bir tarafa bırakılırsa, işlevsel olarak aynıdır. Kimilerinin önü sürdüğü gibi diller arasındaki konuşma sesi farklılıkları organların fiziksel yapılarıyla ilgili değildir. Bu, dili konuşanların tercihleriyle bağlantılıdır. Mesela, Türkçedeki [ı] sesinin İngilizcede yer almaması, bir İngilizin bu sesi hiçbir zaman telaffuz edemeyeceği anlamını taşımaz. Bu sesleri çıkarmadaki zorluklar, nöro-psikolojik sebeplere bağlanabilir.

Fikret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Fikret Nickli kullanıcımıza teşekkür eden üyelerimiz:
dgesun (10-13-2013)
Alt 04-09-2010, 09:22 PM   #5 (permalink)
Üye
 
Fikret - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 11
Teşekkür: 0
4 Mesajına 4 teşekkür edildi.
Standart

Ses Bilgisi

Her dilde olduğu gibi, dilimizde de sesler ünlü ve ünsüz olmak üzere iki grupta incelenir. Bir sözcükte ünlüler arasında olduğu gibi ünsüzler arasında da bazı özellikler, hatta ünlülerle ünsüzler arasında bazı özellikler vardır. Bunları belli başlıklar altında inceleyelim.

Ünlü Uyumları:

A. Büyük Ünlü Uyumu:

Türkçe’de sekiz ünlü vardır. Bunlardan a, ı, o, u kalın, e, i, ö, ü incedir. Bir sözcükte kalın ünlülerden sonra kalın, ince ünlülerden sonra ince ünlülerin gelmesi kuralına büyük ünlü uyumu denir.
Örneğin;
“öğretmen” sözcüğü, bütün ünlüleri ince olduğu için kurala uyar, “asker” sözcüğü “a” kalın “e” ince ünlü olduğundan kurala uymaz.
Üniversite sınavlarında bununla ilgili bir soru bugüne dek sorulmamıştır.

B. Küçük Ünlü Uyumu:

Bir sözcükte düz ünlüden sonra düz, yuvarlak ünlüden sonra düz - geniş veya dar - yuvarlak ünlülerin gelmesi kuralıdır. Özetle bu kurala göre;
a, ı -> a, ı
e, i -> e, i
a, ı, e, i ünlüleri birbirinden sonra gelebilir.
o, ö, u, ü ünlülerinden sorna ise u, ü, a, e gelebilir.
Bundan da soru çıkmadığından üzerinde fazla durmuyoruz.

Ünsüz Benzeşmesi (Ünsüz Sertleşmesi)

Dilimizde ünsüzler sert ve yumuşak olmak üzere iki gruba ayrılır.
Sert ünlüler “ç, f, t, h, s, k, p, ş” ünsüzleridir. Bunun dışında kalanlar ise yumuşak ünsüzlerdir.
Bir sözcük sert bir ünsüzle bitiyor ve o sözcüğe ünsüzle başlayan bir ek geliyorsa, ekin başındaki ünsüz sertleşir. Buna ünsüz benzeşmesi denir. Elbette bu benzeşme sert ve yumuşak şekli olan seslerde söz konusudur. Bu özelliği dört seste görüyoruz;
p, ç, t, k -> Sert ünsüzler
b c d ğ(g) -> Yumuşak ünsüzler
Şimdi bu kuralı örneklendirelim:
“Kitap” sözcüğünün sonundaki “p” sesi serttir. Bu sözcüğe biz “-de” hal ekini getirirsek “kitapda” sözü oluşur. Bu durumda ekin başındaki “d” sesi yumuşak olduğundan sözcükte ünsüz benzeşmesine aykırı bir durum görülür. Kurala uyulması için, “d” sesi sertleşmelidir. Bunun serti ise, yukarıda göstermiştik, “t” dir. Dolayısıyla sözcük, “kitapta” olacaktır.
okul-dan -> okuldan ağaç-dan -> ağaçtan
av-cı -> avcı ocak-cı -> ocakçı
bil-gin -> bilgin seç-gin -> seçkin
al-dı -> aldı kaç-dı -> kaçtı
Yukarıdaki sözcüklerde eklerin sözcüğe nasıl uyduğu görülüyor. Birinci gruptaki sözcüklerde ek, yumuşak ünsüzle biten sözcüklere geldiğinde değişmemiş, ancak ikinci gruptaki sert ünsüzlere geldiği zaman sertleşmiştir.
Bu durum sadece çekim eklerinde değil yapım eklerinde de geçerlidir.
Ekler sayılara geldiğinde de aynı durum geçerlidir. Sayının sesleri nasılsa ek de öyle olmalıdır.
11′de 5′te
8′den 3′ten
Özel isimlerde de aynı kural geçerlidir.
Samsun’dan Sinop’tan
Emin’de Yunus’ta


Ünsüz Yumuşaması (Ünsüz Değişmesi)

İki ünlü arasında kalan sert ünsüzler yumuşar. Buna “ünsüz değişimi” denir. Elbette bu özellik, ancak yukarıda da söylediğimiz sert ve yumuşak şekli bulunan seslerde geçerlidir. Bunlar p, ç, t, k sert sessizleridir. Örneğin; “ağaç” sözcüğüne -i hal ekini getirsek, sözcüğün sonundaki “ç” sert sessizi yumuşayarak “c” olur; yani “ağacı” şeklinde yazılır.
dolap - a -> dolaba (dolaba baktı)
çekiç - e -> çekice (çekice uzandı)
kanat - ı -> kanadı (kanadı kırıldı)
yemek - e -> yemeğe (yemeğe gitti)
Yukarıdaki örneklerde sert sessizlerin yumuşadığı görülüyor.
Ancak bu kural her sözcükte geçerli değil.
Örneğin;
“Davranışları, doğruluğunun kanıtıdır.”
cümlesinde altı çizili sözdeki “t” sert ünsüzü iki ünlü arasında kaldığı halde yumuşamamıştır.
Hangi sözcükte bu yumuşamanın olacağı hangisinde olmayacağı, belli bir kurala bağlanamaz. Hatta tek heceli sözcüklerin çoğunda olmazken, bazılarında olabilir. Bunu sözcüğün günlük kullanımlarını dikkate alarak anlayabilirsiniz.
tek - i -> teki (onların teki bile gelmedi)
çok - u -> çoğu (çocukların çoğu buradaydı)
görüldüğü gibi birincide değişim olmadığı halde ikincide olmuştur.
Dilimize Arapçadan geçen ve son hecesindeki ünlünün uzun okunduğu kelimelerde ünsüz değişimi yapılmaz.
“Sınavda hukuku seçecekmiş.”
cümlesindeki altı çizili söz buna örnektir.
Bazı sözcüklerde ise ses iki ünlü arasında kalmamasına rağmen yumuşar.
kalp - i -> kalbi (kalbi ağrıyor)
art - ı -> ardı (ardına bakma)
renk - i -> rengi (rengi solmuş)
harç - ı -> harcı (harcı getirin)
Görüldüğü gibi iki ünlü arasında kalmadığı halde “p, ç, t, k” sert ünsüzleri yumuşamıştır. Bazı sözcüklerde ise bu seslerin yumuşamadığı görülür.
Örneğin;
“Sonunda işler sarpa sardı.”
cümlesinde altı çizili sözcükte yumuşama olmamıştır.
Örneğin;
“Zonguldak’a yerleştiklerini duydum.”
cümlesinde altı çizili sözdeki “k” sert sessizi yumuşamamış ancak biz onu okurken “Zonguldağa” diye okumalıyız.

Ses Düşmesi

Sözcüğün aslında bulunduğu halde, ek geldiğinde bazı sesler düşebilir. Bu düşme hem ünlülerde hem ünsüzlerde görülür.

A. Ünlü Düşmesi (Hece Düşmesi)

Sözcüğün aslında bulunan bir ünlünün düşmesidir.
Örneğin;
“Yapraklar daha şimdiden sarardı.”
cümlesinde sözcüğün aslı “sarı”dır; “-ar-” eki geldiğinde sözcüğün sonundaki “ı” düşmüştür.
Ünlü düşmesinin en yaygın kullanımı ise “Hece düşmesi” adıyla anılan kuraldır. Buna göre, sözcüğün son hecesinde bulunan dar ünlüler, ünlüyle başlayan bir ek sözcüğe eklendiğinde düşer. Bu özellik bazı organ isimlerinde, Arapçadan dilimize geçen bazı sözcüklerde, bazı Türkçe fiillerde görülür.
sabır - ı -> sabrı (sabrım tükendi)
akıl - ı -> aklı (aklımı seveyim)
burun - u -> burnu (burnu kanıyor)
gönül - üm -> gönlüm (gönlümü çaldı)
savurmak -> savrulmak (savruldu çiçekler)
devirmek -> devrilmek (devrildi ağaçlar)
kahır - olmak -> kahrolmak (kahrolsun)
“Kahvaltıya hazırlanın.”
cümlesinde altı çizili söz “kahve altı” sözlerinin birleşmesinden oluşmuş, bu sırada “kahve” sözündeki “e” düşmüştür.

Ünsüz Düşmesi

Sözcüğün aslında bulunan ünsüzün, ek geldiğinde düşmesidir.
küçük - cük -> küçücük
büyük - cek -> büyücek
örneklerinde sözcüklerin sonlarında bulunan “k” ünsüzlerinin düştüğü görülüyor.

Ses Düşmesi


Sözcüğün aslında olmadığı halde, ek geldiğinde ortaya çıkan seslerdir.
genç - cik -> gencecik
bir - cik -> biricik
az - cık -> azıcık
örneklerinde ünlü türemesi görülmektedir. Buna benzer bazı sözcükler de vardır. Bunlar “öpücük, gülücük” gibi fiilden türeyen sözcüklerdir. Ancak “-cik”” eki isim soylu sözcüklerden yeni sözcükler türetebilir. Fiilden türeyen bu sözcüklerin “öpüşcük, gülüş - cük” gibi sözcüklerden “ş” sesinin düşmesiyle oluştuğunu söylemek daha mantıklı olacaktır. Dolayısıyla bir ünlü türemesinin olduğunu söylemek bu sözcükler için pek doğru olmaz.
Bazen sözcüklerde ünsüz de türeyebilir. Arapçadan dilimize geçen his, af, zan gibi sözcükler ek ya da yardımcı fiil aldıklarında, sonlarındaki sessizler çiftleşir.
his - etmek -> hissetmek
af - etmek -> affetmek
zan - etmek -> zannetmek
örneklerinde bu görülüyor. Burada aslında bir ses türemesinden çok sözcüğün Arapçadaki aslında bulunan şeklinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Ancak sözcükler Türkçe kurallara göre incelendiğinden, bu, türeme olarak alınagelmiştir.

Ünlü Daralması:


Sözcüklerin sonlarında bulunan geniş ünlüler (a, e) özellikle “-yor” ekinin darlaştırıcı özelliğinden dolayı daralarak, ı, i, u, ü dar ünlülerine dönüşür. Buna ünlü daralması denir.

bekl = e- - yor -> bekli=yor
kalm = a- - yor -> kal=mıyor
özl = e- - yor -> özlü=yor
soll = a- - yor -> sollu=yor
örneklerinde bu daralma görülmektedir. “-yor” ekin den başka bir ekin ya da sesin darlaştırma özelliği yoktur. Ancak tek heceli olan “de- , ye-” fiilleri, kendinden sonra gelen “y” sesinden dolayı darlaşabilir.
de - yor -> diyor ye - -> yiyor
de - erek -> diyerek ye - -> yiyerek
de - en -> diyen ye - -> yiyen
Ancak bazen darlaşma olmayabilir.
de - ince -> deyince


Kaynaştırma Harfleri (Kaynaştırma Sesleri)

Türkçe kurallara göre bir sözcükte iki ünlü yan yana gelmez. Araya kaynaştırma harfi girer. Türkçe’de dört tane kaynaştırma harfi vardır: ş, s, n, y.
Bunların her birinin özel kullanım yerleri vardır.
ş kaynaştırma harfi:
• Üleştirme sayı sıfatlarında kullanılır.
İki-ş-er, altı-ş-ar, yedi-ş-er
s kaynaştırma harfi
• Üçüncü tekil şahıs iyelik ekilerinden önce kullanılır.
Tamlamalarda, daha çok isim tamlamalarında tamlanan ekleri almış sözcükte görülür.
Çocuğun oda-s-ı
Balığın koku-s-u
Ancak “su” ve “ne” kelimeleri bu kurala uymaz:
Yemeğin su-y-u yok.
Çocuğun ne-y-i kaybolmuş.
örneklerinde olduğu gibi
n kaynaştırma harfi:
• Zamirlerden sonra ek geldiğinde kullanılır.
O-n-a haber verin
Bu-n-u biliyoruz.
• İyelik eklerinden sonra hal eki gelirse kullanılır.
Çocuğun kitabı-n-ı almışlar.
Fakirin evi-n-i yıkmışlar.
• Tamlayan ekinden önce kullanılır.
Soba-n-ın kapağı düşmüş.
Sene-n-in sonu geldi.
Kasaba-n-ın sıcağı çok bunaltıcı.
y kaynaştırma harfi:
Yukarıdaki kuralların dışında olan her yerde “y” kaynaştırma harfi kullanılır.
Oda-y-a girdim.
Üşü-y-erek uyandım.
Ağla-y-anı tanıyorum.
Kaynaştırma harfleri aslında iki ünlü arasında kullanılır. Ancak bazen iki ünlü arasına gelmediği halde de kullanıldığı olur.
Özellikle “ile, idi, imiş, ise” gibi sözcükler ünlüyle biten bir sözcüğe eklendiğinde baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir.
silgi - ile -> silgiyle
soba - ile -> sobayla
hasta - idi -> hastaydı
kısa - imiş -> kısaymış
bitti - ise -> bittiyse
Örneklerinde görüldüğü gibi “y” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında değildir.
Bu durum “n” kaynaştırma harfinde de görülebilir. Zamirlerden sonra hal eki geldiğinde gerekmese de bu harf bulunur.
Örneğin;
“Ondan bunu hiç beklemezdim.”
cümlesinde altı çizili sözcükte “n” kaynaştırma harfi iki ünlü arasında değildir.

ULAMA

Sessizle biten sözcükten sonra sesliyle başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük birbirine bağlanarak okunur. Bu ulama denir.
Bakkaldan ekmek aldım.
Cümlesinde iki yerde ulama yapılmıştır. Sözcükler arasında herhangi bir noktalama işareti varsa ulama yapılmaz.


Fikret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Fikret Nickli kullanıcımıza teşekkür eden üyelerimiz:
dgesun (10-13-2013)
Alt 10-10-2013, 08:15 PM   #6 (permalink)
Admin
 
KıLaVuZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2013
Mesajlar: 2.780
Teşekkür: 119
319 Mesajına 887 teşekkür edildi.
Standart

emeğinize sağlık.
KıLaVuZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
calisma, farkli, kagidi, konu, sinif

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.bestoffrm.com/6784-6-sinif-calisma-kagidi-4-farkli-konu.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
6.sınıf isim tamlamaları çalışma kağıdı— Yandex: 124bin sonuç bulundu This thread Refback 04-28-2013 04:03 PM


WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:54 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

bestoffrm | aşk flashları | sitemap | tags
Resimli Şiirler Şairler Müzik Yemek Tarifleri Moda Örgü Modelleri Dantel Modelleri Şifalı Bitkiler İslami Konular Dil An Coğrafya Fizik Roman Özetleri Aşk Duaları Dilek Duaları Define İşaretleri Cilt ve Güzellik Sosyal Dil Anlatım Edebiyat Aşk flashları Domain Telif Hakkı Sitemizin tüm hakları saklıdır. Telif hakkı ihlali bildirimi, acil şikayetleriniz ve her türlü görüş ve önerileriniz için iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz. Sorumluluk İçerik sağlayıcı ve paylaşım sitesi olan Bestoffrm.com sitesinde, 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre tüm üyelerimiz ve ziyaretçilerimiz yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Bestoffrm.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler iletişim sayfamızdan bildirilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır. Sitemizde yayınlanan sağlıkla ilgili konular sadece bilgilendirme amaçlı olup tedavi için Lütfen Doktorunuza başvurunuz.